Vip Üye
User ID: 34691 Mesajlar: 18.036
Ruh Halim: Teşekkür Sayısı: 320
344 Mesajina 435 Tesekkür Aldi
| Türk Milliyetçiliği Avrupa daki Irkçilik | | TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ AVRUPA’DAKİ IRKÇILIK
Irkçılık, bir grubun herhangi bir sebep olmadan, başka bir gruba karşı nefret veya saldırganlık duygularıyla hareket etmesidir. Irkçılıkta, hedef gruba karşı duyulan nefreti izah için bir yığın sahte neden icat edilir. Grup üyelerinin din ve kültürleri aşağılanır. Bu gruba pis, tembel, eğitimsiz, suç işleme eğilimli, iç güdüsel düşüncelerle hareket eden gibi insanlık dışı nitelikler atfedilir. Yapılan aşağılayıcı muamelelere dayanamayarak ırkçı gruptanmış gibi görünmek (asimilasyon) sorunu çözmez. 19 ncu yüzyılda Yahudiler bu yönteme başvurarak din ve kültürlerini terk etmelerine rağmen aşağılayıcı uygulamalara maruz kalmaktan kurtulamamıştır.
Irkı değiştirmek imkansız olduğundan, ırkçı grubun din ve kültürünü benimsemek, kendi din ve kültürünü reddetmek aşağılanmanın devam etmesi anlamına gelir. Din ve kültürünü değiştirsin ya da değiştirmesin; ırkçı nefretle karşı karşıya kalan grup, işten atılır, yeni iş bulamaz, sosyal güvence elde edemez, mevcut sosyal güvenceleri elinden alınır, çocukları okullara alınmaz, ya da geri zekalı çocukların okuduğu sınıflara gönderilir, toplumdan tecrit edilmiş mahallerde yaşamaya mecbur bırakılır, kötü muameleye tabi kalır, aşağılanır, hor görülür, ülkeden atılır veya yok edilir.
Irkçılık, dönemsel bir durum değil, Irkçılık toplumlarda yüzyıllardan beri mevcut olan anormal ve patolojik bir durumdur. Yahudilerin 1290’da İngiltere’den, 1394’te Fransa’dan, 1492’de İspanya’dan atılmaları Avrupa’nın ırkçılığını gösteren tarihsel örneklerdir. Irkçılığa konu olan grubun temelde masum oldukları görülür. Bu grubun, insan özellikleri diğerlerinden farklı değildir. Ayaklanmamışlar, bir toprak parçasında hak iddia etmemişler, düşmanla birleşip arkadan vurmamışlardır. Ancak bu özelliklerine rağmen, ülkedeki kötülüklerin kaynağı, insanlığın ve uygarlığın yozlaşmasının sebebi olarak görülürler.
20 nci yüzyılda yaşanan en büyük ırkçı hareket, İkinci Dünya Savaşı döneminde Yahudilere yönelik olarak sadece Almanya’da değil, tüm Avrupa tarafından yapılan “Yahudilerin yok edilmesidir.” Bugün Avrupa’da yaşayan Yahudi sayısı yok denecek kadar az olmasına rağmen, yine de Yahudi ırkçılığının devam ettiği görülmektedir. Yahudilerin mezarlarına saldırılması, yakın geçmişte yaşanan olayları inkâr eden tarihçi, düşünür ve siyasetçilerin ortada dolaşması, Avrupa’da yapılan anketlerde Yahudi aleyhtarlığının % 60-65’lerde çıkması bu durumu açıklayan göstergelerdir. Avrupa’da yüzyıllardan beri Yahudilere karşı olarak yaşayan ırkçılık günümüzde Türklere ve diğer Müslümanlara yönelik olarak yapılmaktadır. Avrupa, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kendi kötü yanlarını üstüne attığı grupları tanımlamakta ve yaşanan sorunların kaynağı olarak bu grupları göstererek ırkçı anlayışını devam ettirmektedir.
ABD ve İngiliz ırkçılığından farklı olarak, Avrupa ırkçılığı deri renginden çok, din renginden kaynaklanmaktadır. Diğer bir deyişle Türkler ve diğer Müslümanlar Avrupa’nın ırkçılık temelinde onlardan olmayan hedef grubu oluşturmaktadır. Bu tür ırkçılık, ABD ve İngiltere’de var olan deri rengi ırkçılığından çok daha serttir. Eğer muhatap olunan grup gelişmişse, “öteki”ni kendi aralarına almamakta, cahil ve marjinalse saldırmakta, yaralamakta veya öldürmektedir. Avrupa, ırkçılığının ortaya dökülmesini engellemek için; ya sorunu kamuoyundan saklamaya ve önemsiz göstermeye çalışmakta, olayların; işsizlik, yabancıların artışı, yabancıların geriliğiyle açıklamakta, ırkçı şiddet ve nefret basit adi olaylar olarak sunulmakta, bazen de inkâr etme yoluna gitmektedir.
Irkçılıkla, bir hak için birbiriyle çatışan grupları birbirinden ayırmak gerekir. Bir toprak veya başka bir hedef için birbiriyle savaşan gruplar ırkçı olarak nitelendirilmezler. Irkçı, farklı ırktan olanı tüm kötülüklerin kaynağı aşağılık bir varlık olarak görmekte, ya içinden atmaya ya da yok etmeye çalışmaktadır. Burada iki taraf arasında çatışma yok. Saldırgan ve kurbanı var. Irkçılık, demokrasi ve insan haklarının iyileştiremediği kültürel kaynaklardan beslenen bir hastalığa benziyor. AB’nin yapmış olduğu araştırmalar; ırkçılığın Akdeniz Avrupa’sının dışında bulunan AB üyesi ülkelerde % 60’lar civarında olduğunu gösteriyor. Bu durum, ırkçılığın yalnızca Almanya’ya mahsus olmadığını gösteren en büyük delil.
28 Ocak 2005 tarihli Le Monde’de çıkan bir haritada Nazi işgalindeki kamplarda öldürülen 5.1 milyon Yahudi’nin hangi ülkelerden getirildiği gösterilmektedir. Bu haritadan, Danimarka hariç, tüm işgal altındaki ülkelerin soykırıma katıldığı anlaşılıyor. Yalnızca Fransa’dan ölüm kamplarına gönderilen Yahudilerin sayısı 75.000.
Irkçılık yalnızca Avrupa’da ve Batı toplumlarında olmasına rağmen, Avrupa Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu doğu toplumlarının da “ırkçı” olduğunu kabul ettirmeye çalışıyor. Bu nedenle; Türkiye’de yapılan bayrak gösterilerini “Türkiye’de milliyetçilik yükseliyor” söylemiyle Türklerin ırkçı olduğunu ispat etmeye, 1915 yılındaki Ermenilerle Türkler arasında meydana gelen çatışmaları “Türkler, soykırım yaptı” şeklinde kabul ettirmeye çalışıyor.
Türkiye’nin tarihsel süreçte çok fazla düşmanı olmuştur. Savaştık, öldük, öldürdük. Kızdığımız, nefret ettiğimiz ülkeler oldu. Ancak Türklerin hiçbir zaman bir etnik veya dini grup olarak karşısına aldığı, yok edilmesi gereken bir düşman olarak gördüğü bir toplum olmadı. Atatürk, Türk milliyetçiliğinin ırki bir milliyetçilik olmadığını, “bu topraklarda doğan, bu coğrafyaya vatanım diyen herkesin Türk olduğunu” kuruluş felsefesi olarak benimsedi ve uyguladı. İşte bu anlayışın bir ifadesi olarak; “Ne Mutlu Türk Olana “ demek yerine, “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü, kurduğu devletin temel yaklaşımlarından biri olarak devlet hayatına hakim kıldı.
Irkçı Avrupalı şunu anlayamıyor. Türklerin çabası, farklı dini ve kültürel değerlere sahip olan Avrupa’nın yaptığı gibi “hedef grup” haline getirmek değil, tam tersine, ortak ve çağdaş değerler çerçevesinde bir ve bütün olmaya çalışmak. Yani bölücü ve aşağılayıcı değil, bütünleştirici ve saygılı bir yaklaşımı etkin kılmaktır. Ancak tarihinde ve kültüründe bu değerlerin izi olmayan batılıların, Türklerin bu insancıl yaklaşımlarını anlaması ve ırkçı duygularından kurtulması çok zor olacaktır. İşte biz Türkleri batılılardan ayıran temel değer budur.
Ahmet Şahin/İstanbul
Alıntı............ |
___________________________________ Biz sustukça kölelik,
Biz sustukça geleceksizlik,
Biz sustukça şiddet,
Biz sustukça sömürü,
Biz sustukça çürüme derinleşecek.
İZİN VERMEYELİM!!! |