Hayırsızlarboard-Hayırlara Vesile Olsun

Geri git   Hayırsızlarboard-Hayırlara Vesile Olsun > ..:: Cumhuriyet ::.. > MUSTAFA KEMAL ATATÜRK > Türkiye'ye Sahip Çık

Hayırsızlarboard'a hoşgeldiniz. Boardumuzdan Daha fazla yararlanmak için Buraya Tıklayınız. Forumumuza Üyeyseniz ve Giriş yapamıyorsanız Lütfen Buraya Tıklayınız..Mailinizle ilgili probleminiz varsa bizimle iletişime geçmek için Lütfen Buraya tıklayınız.

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Kurallar Etiketler Arama


Türkiye'ye Sahip Çık Siyaset ve parti propagandası yasaktır.Bölümümüzde Türkiye ile ilgili makaleleri ve paylasımları bulabilirsiniz

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 23-05-2008, 12:08   #1 (tekli aç) (permalink)
Vip Üye
 
Polly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
User ID: 34691
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 18.036
Ruh Halim:
Rep Gücü: 128
REP Puanı : 652
REP Seviyesi : Polly is a splendid one to beholdPolly is a splendid one to beholdPolly is a splendid one to beholdPolly is a splendid one to beholdPolly is a splendid one to beholdPolly is a splendid one to behold
Teşekkür Sayısı: 320
344 Mesajina 435 Tesekkür Aldi
Polly - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Anzakli Omer'in Hikayesi


ANZAKLI OMER'IN HIKAYESI

Turk olmanin nasil bir sey oldugunu unutanlara hatirlatmak icin, Turk olmanin tadina varmak
için,lutfen okuyun.

Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayin Dr. Omer Musluoglu
85 yasindadir ve halen MODA/ Istanbul'da oturmaktadir.

Anzakli Omer'in Hikayesi 1957 Yilinda Istanbul TIP
Fakultesi'nden mezun olup ihtisas yapmak uzere ABD'ye
giden doktor Omer Musluoglu, gorev yaptigi hanede
basindan geçen çok enteresan bir hadiseyi soyle
anlatiyor:

Amerika 'ya gittigim ilk yillar.. New York'da Medical
Center Hospital'da görev almistim. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi isler..
Hastaya o kadar onem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor .Diger zamanlarda da laboratuarda calisiyorum. Bir hastaya gittim. Yaslica
bir adam, tahminen yetmis bes yaslarinda..

-Kan verecegim kolunuzu acarmisiniz? " dedim.
Adamcagiz kanserdi ve ayni zamanda kansizdi.. Kolunu
actim, baktim pazusunda bir Turk bayragi dovmesi var. Cok ilgimi
cekti, kendisine sormadan edemedim:

-Siz Türk müsünüz?
-Kaslarini yukariya kaldirarak "hayir" manasinda birisaret yapti.
-Ama ben hala merak ediyorum. "Peki bu kolunuzdaki
Turk bayragi nedir?"
-Aldirma öylesine bir sey iste, dedi.
Ben yine israrla:
-Fakat benim icin bu cok onemli, cunku bu benim milletimin bayragi, benim bayragim...
Bu söz üzerine gozlerini acti. Derin derin yuzume
bakti ve mirilti halinde sordu:
-Siz Turk musunuz?
-Evet Turk'um...."

Ihtiyar gozlerime tanidik bir goz ariyor gibi bakti..
Anlatmaya basladi:

"Yil 1915. Canakkale diye bir yer var Turkiye'de..
Orada savasmak uzere butun Hiristiyan devletlerden asker topluyorlardi.
Ben, Avustralya Anzaklarindanim. Ingilizler bizi toplayip dediler ki:
-Barbar Turkler Hiristiyan dunyasini yakip yikacaklar.
Butun dunya o barbarlara karsi cephe acmis durumda.. Birlik olup uzerine gidecegiz. Bu savas cok onemlidir. Biz de inandik sozlerine ve savasmak isteyenler arasina katildik..
Beynimizi yikayan Ingilizler Turklere karsi topladigi askerlerin tamamini Canakkale'ye sevk ediyormus. Bizi gemilere doldurup MISIR'a getirdiler,orada birkac ay talim gorduk, sonra da bizi alip Canakkale'ye
getirdiler.

Savasin siddetini ben ilk orada gordum. Oyle ki denize dusen gulleler sulari metrelerce yukari
fiskirtiyor, gokyuzunde havai fisekler gibi geceyi gunduze ceviriyordu. Her
taarruzda bizden de Turklerden de yuzlerce insan hayatinin baharinda can veriyordu. Fakat biz hepimiz Turklerdeki gayret ve cesareti gordukce sasiriyorduk. Teknolojik yonden cok cok ustun oldugumuz gibi sayi bakimindan da fazlaydik. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren sey neydi? Ilk
baslarda zannediyordum ki Ingilizlerin bize anlattigi gibi Turkler barbarliktan boyle saldiriyorlar. Meger
bu barbarliktan degil, kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklaniyormus.

Biz karaya ciktik. Taarruz edecegiz, bizi puskurtuyorlar. .
Tekrar taarruz ediyoruz, bizi gene puskurtuyorlar.
Tekrar taarruz ediyoruz..

Derken boyle bir taarruzda basimdan yedigim bir dipcik darbesiyle kendimden gecmisim. Gozlerimi actigimda kendimi yabanci insanlarin arasinda buldum. Nasil korktugumu anlatamam. Ingilizler bize
Turkleri barbar, vahsi kimseler olarak tanitti ya... Ama dikkat ettim, bana hic de ofkeli bakmiyorlar,
yaralarimi sarmislar. Iyice kendime gelince bu defa cantalarinda bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. Iyi biliyorum ki onlarin yiyecekleri cok cok azdi. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardi. Sok olmustum dogrusu.. Dedim ki kendi kendime: -'Bu adamlar isteseler su anda beni oldururler, ama oldurmuyorlar. ..
Veyahut isteseler onceden oldurebilirlerdi. . Halbuki beni cephenin gerisine goturduler.. ' Biz esirlere misafir gibi davraniyorlardi.
Bu duygularla 'Yaziklar olsun bana' dedim. 'Boyle asil insanlarla ben niye savasiyorum, niye savasmaya gelmisim? Bu Ingiliz milleti ne yalanciymis, ne kadar Turk dusmaniymis' diyerek pisman oldum..
Ama bu pismanligimm fayda etmiyor ki... Bu iyilige karsi ne yapsam diye dusundum durdum gunlerce..
Nihayet bizi serbest biraktilar. Memleketime dondum.
ISte memlekette Turk milletini ömür boyu unutmamak icin koluma bu Turk bayragi dovmesini yaptirdm. Bu bayragin esrari bu iste.."

Benim gozlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam
etti:
Talihin cilvesine bakin ki, o zaman olmek uzere iken yaralarimi iyilestirerek, sihhate kavusmama caba sarf eden Turkler idi. Simdi de Amerika gibi bir yerde yillar sonra yine iyilestirmeye caba sarf eden yine bir Türk... Ne garip degil mi?
Avustralya'dan Amerika'ya gelirken bir Turkle karsilasacagimi hic tahmin etmezdim.
Siz Turkler gercekten cok merhametli insanlarsiniz.
Bizi hep kandirmislar, buna butun kalbimle inaniyorum. Pesinden nemli gözlerle

-Bana adinizi soyler misiniz? dedi.
"Omer" cevabini verdim.
Merakla tekrar sordu:
-Peki nicin Omer ismini vermisler sana?"
-Babam Muslümanlarin ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Omer adini vermis.
-Senin adin Muslüman adi mi?
- Ben
-Evet, Muslüman adi" deyince yuzume bakti,dogrulmak
istedi.
Onun yatakta oturmasına yardim ettim. Gozleri
dolu doluydu.
Yuzume bakarak dedi ki:
-Senin adin guzelmis. Benim adim simdiye kadar Josef Miller idi, simdiden sonra "Anzakli Omer" olsun.
-"Olsun" dedim.
-"Peki doktor beni Musluman eder misin? Musluman olmak zor mu ?"
Sasirdim, nasil da birdenbire Musluman olmaya karar vermisti.
Meger o bunu hep dusunuyormus da kimseyle konusup soramadigi icin gerceklestirememis. .

-"Tabii" dedim.. "Muslüman olmak cok kolay."
Sonra kendisine imanin ve Islam'in sartlarini anlattim, kabul etti. Hem kelime-i sahadet getiriyor, hem de agliyordu.. Mirildandi:
-Siz Muslumanlar tespih cekersiniz, bana da bir tespih bulsan da ben de yattigim yerden tespih çekerek Allah'imi ansam olur mu?
Bu sozden de anladim ki dedelerimiz savas esnasinda Hakk'i zikretmeyi ihmal etmiyormus.
Hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. Hasta yataginda tespih cekiyor, biz de tedavisiyle
ilgileniyorduk.

Bir gun yanina gittigimde samimi bir sekilde rica etti.
-Beni yalniz birakma olur mu?"
-Ne gibi Omer amca?
-Ara sira gel de bana Islamiyet'i anlat!.. Sen cok guzel seylerden bahsediyorsun.
O sozleri duydukca kalbim ferahliyor." O gunden sonra her gun yanina gittim, bildigim kadariyla dinimizi anlattim.

Fakat gunden gune eriyip tukeniyordu. Kac gun gecti tam hatirlamiyorum, hastanenin genel parlorunden bir anons duydum;
"Doktor Omer, lutfen 217 numarali odaya gidin!
Hemen yukari ciktim. Omer amcanin odasina vardigimda
gordugum manzara aynen soyleydi:

Sag elinde tespih, acik duran sol kolunun pazusunda dovme Turk bayragi, gogsünde imani
ile koskoca Anzakli Omer son anlarini yasiyordu.
Hemen basucuna oturdum, kendisine kelime-i sahadet soylettirdim, o sekilde kucagimda ruhunu teslim etti...

Bir Canakkale gazisi gormustum. Yilar sonra da olsaMuslüman Turk Milletine olan sevgisi sayesinde
kendisine iman nasip olmustu.
Ne yalan soyleyeyim, agladım... "

Madem ki; dusunceyi zindana koymayan, hakikatsevgisini zincire vurmayan bir millet, o cesur ve adil
Turkler var, uzerinde hakikatin, adaletin ve hurriyetin hukum surdugu bir gunes ulke neden vucut bulmasin..."


alıntı


___________________________________

İçeriği görebilmek için Uye Olmanız gerekmektedir. Üye Olmak için Lütfen Tıklayınız.


İçeriği görebilmek için Uye Olmanız gerekmektedir. Üye Olmak için Lütfen Tıklayınız.
Biz sustukça kölelik,
Biz sustukça geleceksizlik,
Biz sustukça şiddet,
Biz sustukça sömürü,
Biz sustukça çürüme derinleşecek.

İZİN VERMEYELİM!!!


Polly isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:58 .
Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Ad Management by RedTyger