• Moderator •
User ID: 6583 Mesajlar: 11.072
Ruh Halim: Rep Gücü: 78 REP Puanı : 83 REP Seviyesi :  Teşekkür Sayısı: 15
52 Mesajina 61 Tesekkür Aldi
| Yetimlik, Bir Yetmeyiş Hâli... | | Peri Padişa’nın kızı değilim ki. Doğumuma sevinenler, masal ülkesinin kahramanları da değilmiş zaten. Masalları hatırlatan başlangıçlar tedirgin ediyor. Masalımsı sözlere şüpheyle bakmaktan alamıyorum kendimi bu yüzden.
Binevler’deki iki katlı evimizin arka bahçesine bakan odanın ortasında kurulu iftar sofrasının etrafında, bir eli çenesinde, sıkıntılı sıkıntılı dolaşan, genç yaşında siyah sakallarına beyazlıklar düşmeye başlamışken bırakıp giden bir izdir zihnimde babam.
Öyleyse bırakalım masallar, Peri Padişahı’nın ülkesinde yaşanadursun. Biz, herşeyin normal olduğu kendi hayatımıza dönelim.
Sanki hiç yetiremeyecekmişiz gibi...
Çok şükür bu yıl da kavuştuk Ramazan’a. Hatta yakında uğurlayacağız bile. Epeydir onu bekliyorduk biz de. Gariplik çökmüştü içimize. Yetimlik iyiceden sinmişti üzerimize. Yetimliğimizi, bir türlü yetiremeyişimizi daha bir hisseder olmuştuk. Kurtulamadığımız, ‘sanki hep böyle olacakmış, hiç yetiremeyecekmişiz’ duygusu.
Şükür ve sızıyla karışık gözyaşları...
Yaşlı bir kadın. Bir ay bile geçmeden aradan, iki oğlunu üst üste toprağa vermiş. Ardından da eşini. En küçük oğluna ve onun ailesine tutunmuş. Toprağa verdiği oğullarının ardında kalan yetimlere bir de.
Söz dönüp dolaşıp yetimliğinden açılıyor. Nereye gitse yetimliğini yanında götürecek gibi. Gülerken bile, içinde ince bir sızı taşıyor gibi.
‘Allah, her yerden yakmaz ya!’ diyor oğlu, gelini ve torunlarının sevgisini kast ederek. Yazması ile gözündeki yaşı siliyor. Bir iki damla gözyaşı; gözlerini ve burnunu kızartmaya yetiyor. Küçük yetim kızları hatırlatıyor hali. Belli ki, gözlerinden sık sık yaş akıyor. Şükür ve sızıyla karışık gözyaşları.
Oturduğum yerde kala kalıyorum. İçimden gidip sarılmak, gözyaşlarını silmek, yanaklarından öpmek, başını okşamak geçiyor oysa. Kalkamıyorum bir türlü. Yetimliğine halel gelecekmiş sanki. Yetimlik, öylesine zarif duruyor ki üzerinde. Ondan da olursa, artık nefes alamayacakmış gibi.
Yetim annesi...
Gelini, bir an gözlerinin içine bakıyor. Alışmamış henüz yetim kadının gözyaşlarına. Sıradanlaşmamış. Aradan yıllar geçmiş oysa. İçi titriyor, üzülüyor.
Genç kadın, kendi çocuklarına anne değil yalnızca. O bir yetim annesi. Yetim kayınvalidesine annelik yapan bir gelin. İmreniyorum haline.
Yetimlik parayla değil ya!
Biz de babası olmayana yetim denir. Bir babasızlık mı yetim yapar insanı? Dünya yetimler yurdu değil midir ki? En tamammış gibi görünenin bile, bir yetim tarafı yok mudur? Kim demiş, ‘ben yetim değilim.’ diye. Yetimlik parayla değil ya!
Kanadı kırık kuş, merhamet istermiş. Şair böyle söylüyor. ‘Rabbim, içimize merhamet bırak. Bırak ki, merhamet edebilelim kanadı kırık kuşlara.’ Ve bizim de kırık kanatlarımıza, merhamet edilsin.
Bu yazı karşılıksız sevenlere gelsin bir de.
Zira onlar da yetimdir.
Aşkı en temiz hâli ile yaşar onlar. Belki bu bile yanlış olur. Aşkın içinde barındırdığı bir parça hırçınlık, onların aşkları karşısındaki uysallıklarına sığmaz.
Söz yetimlikten açılır da, onları anmadan geçilir mi? Sevmek yürek isterse, karşılıksız sevmek daha bir yürek ister. Her kalbin taşıyacağı bir hal midir ki? Karşılık bulamadığı sevgisini kirletmemeyi başaranlar için, bir fazlalık verilir mi mahşer de?
Bir türlü olmuyor işte. Aşk, öyle kolay kolay yerini bulmuyor. Ah bir olabilse, sevdiklerini nasıl da mutlu edeceklerdir karşılıksız sevenler. Yine şairin dediği gibi, bir kapı sesi ya da bir yüzük, hiç unutmadıkları sevdiklerini hatırlamalarına yeter.
Akşam karanlığında meselâ veya gecenin bir vakti. Gariplik çöküverir içlerine. O ân, dünyanın en yetimidir onlar. Sevdikleri tarafından sevilmedikleri ya da gönülleri sevdalarından vazgeçmediği sürece, yetimlikleri sürüp gidecektir. Bazen bırakıp giderler bu yüzden.
Sen giderken, yetimliğin de gelir yanında.
Bu yetimlik, öyle birşey ki, gitsen de gelir seninle. Yine de gitmelisin. Gidebiliyorsan elbette. Ondan kaçmaya çalışma yalnız. Onunla birlikte çıktığın yola, yön ver sadece. Adım at ve arkası gelirse, git. Gittiğin yerde, yetimliğini yanında bulursan şaşırma ama.
Zamansızdır hep...
Bir kadın... Evliliklerinin tam zirvesindeyken, eşini kaybettiğini anlatıyor. Önce inanamadığını, ‘Bu şaka bitsin artık.’ dediğini, lakin şakanın bir türlü bitmediğini...Kadını dinlerken, ‘bu yetimlik ne zamansız şey’ diyorum kendi kendime.
Evliliğine yıllarca emek vermiş. Küçük yaşta evlenmiş. Eşiyle, evliliğiyle ve üç çocuğuyla büyümüş. Gerektiğinde eşinin ardında durmayı da bilmiş, eşinin karşısında olmayı da. Her zaman sevmiş onu.
Başbaşa kaldığı yetimliğiyle, yaşama tutunmaya, yeniden mutlu olmaya ve kendine bir hayat kurmaya çalışıyor. Zamansız gelen yetimliğin, gitme zamanı bir türlü gelmiyor çünkü.
Ramazan’ın içinde yetimliğine sarıl.
Zamansızlıklar bulur sanki seni. Beklemediğin, olmadık bir yerde çıkar karşına. Yine zaman tutmamıştır. ‘Beni hep zamansızlıklar mı bulur.’ dersin kendi kendine. Aylardan Ramazan’sa ve yine bir zamansızlık gelip bulmuşsa seni, ve artık bu zamansızlıklardan yorulmuşsan, düşünmek bile istemiyorsan hatta, sığın Ramazan’ın içine ve sarıl yetimliğine.
Bir ses ve son söz...
‘Sen hiç mutlu olmayı bilmez misin?’ der bir ses, tanımak ister bir ifadeyle. ‘Bilirim aslında.’ dersin. Çocukken bebeklerine giysiler diktiğini söylersin. Mutlu olmayı bildiğini anlatmak için galiba. ‘Zamansızlıklar buldu beni hep.’ diyemezsin.
‘Peri Padişa’nın kızı değilim ki. Doğumuma sevinenler masal ülkesinin kahramanları da değilmiş zaten’ de diyemezsin. Cebinde yetimliğin, dönersin evine.
Sümeyra Çağdas |
___________________________________ İçeriği görebilmek için Uye Olmanız gerekmektedir. Üye Olmak için Lütfen Tıklayınız.
Her Hakkım Saklıdır®™
|l|lllll|lll||ll||lll
³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³ Eğer bir gün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp "Benim çok büyük bir derdim var" deme, derdine dönüp "Benim Çok büyük Bir Rabbim var" de... "Yüksel Türk Senin için yüksekliğin hududu yoktur.İşte parola budur." [M.Kemal Atatürk] |