Vip Üye
User ID: 34691 Mesajlar: 18.036
Ruh Halim: Teşekkür Sayısı: 320
344 Mesajina 435 Tesekkür Aldi
| Yaşın getirdikleri | | İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor;açlığın öldürdüğünü,soğuğun dondurduğunu,ateşin yaktığını... Sevgisizliğin insanın canını acıttığını...
Duyguları,nesneleri,kişileri,çevresini tanıyor.Ev,masa,anne,baba...
10'una gelmeden oyunla,sayılarla,harflerle tanışıyor.Azgın bir iştahla öğreniyor.Kız yada erkek olduğunu farkediyor.Dünyanın evde,okulda kendisine anlatılanlardan da büyük olduğunun ayırdına varıyor.
15'inde,tamda kendini en çok sevdireceği çağda,sivilcelenen yüzünden,değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor.
Dış dünya kadar iç dünyanında büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği odaları olduğunu,açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını hissediyor,büyüleniyor.Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini,şiirin her türden hasretini dindirdiği anlıyor.Aşk acısını öğreniyor.Yinede seviyor;ille seviyor,inadına seviyor.
20'sinde putlarını yıkıyor.başkaldırıyor,kanatlanıyor.Herşey ona küçük görünüyor:
Ev,masa,anne,baba...
'Dünya küçükmüş;büyük olan benim' efelenmeleri başlıyor.Lakin dünya bunu bilmiyor.O yüzden 20'ler çoğu zaman hayal kırıklıklarıyla geliyor.
25'inde ayakları biraz yere değiyor.Okul bitiyor,iş telaşı başlıyor.Sınıfta öğrenilenlerin akı,sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp grileşiyor.
Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak,sevdiğini bulanlarsa kalbinden vurularak evleniyor genelde...
5 yıl önce uzak bir ülke olan 'istikbal' , daha yakına geliyor.
'Bir denizde yangın çıkarma' hayali erteleniyor.
'Dünya zor'laşıyor.
30'unda muhasebeye başlıyor insan:
'Dünya hala beni tanımadı,üstelik galiba ben de dünyayı tam tanımıyorum' dönemi...
Mevcut bilgilerin sorgu yeri...
Kuşkunun beyliği...
Tehlikeli yaşlar:'Bunun nesine hayran oldum ki ben' pişmanlıkları,
'Hakkımı yediler' sızlanmaları,sırta saplanan hançerler,çelmeler,dost kazıkları,ağır ağır olgunlaştırıyor insanı...
35, yolun yarısı..
Hiç okul asmadan,evden kaçmadan,bir terasta sevdiğiyle öpüşüp bir çadırda uyanmadan 20'sine gelenler için gecikmiş telafi çağları..
Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların sözüne yeniden kulak kabartılan yaşlar..Olgunluğun kara suları...
40'ında eski kotlar dar gelmeye,saçlara ak düşmeye,aile büyükleri yaşlanıp ölmeye başladığında bocalıyor insan..
Panik,kadınları kuaföre sürüklüyor,erkekleri araba galerilerine; ve ikisini birden yeni sevda hayallerine..
Yiten gençliğe,boyalı saçlarla,içe çekilen karınlarla,kırmızı arabalarla çare aranıyor..
45'inde 'istikbal' denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor insan..
Hem ölüm yarınmış gibi,hem hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamasını öğreniyor.Eski dostlar,hatıralar kıymete biniyor.
Didişmenin yerini sükûnet,böbürlenmenin yerini nedamet,kinin yerini merhamet alıyor.'Keşke'ler 'iyi ki'lerle,hırslar hazlarla yer değiştiriyor.
Bu dünyayı silkelemekten,daha iyi bir dünya için kavga vermekten vazgeçmeseniz de,öbür dünya umuduna da kulak kabartıyorsunuz,ara sıra..
Genellenemez tabii;bunlar benim yaşlarım.
Sonrasını bilmiyorum henüz;öğrendikçe yazarım... Can DÜNDAR |
___________________________________ Biz sustukça kölelik,
Biz sustukça geleceksizlik,
Biz sustukça şiddet,
Biz sustukça sömürü,
Biz sustukça çürüme derinleşecek.
İZİN VERMEYELİM!!! |