Hayırsızlarboard-Hayırlara Vesile Olsun

Geri git   Hayırsızlarboard-Hayırlara Vesile Olsun > ..::Bilim ve Eğitim::.. > Egitim-Öğretim > Eğitim Araştırmaları

Hayırsızlarboard'a hoşgeldiniz. Boardumuzdan Daha fazla yararlanmak için Buraya Tıklayınız. Forumumuza Üyeyseniz ve Giriş yapamıyorsanız Lütfen Buraya Tıklayınız..Mailinizle ilgili probleminiz varsa bizimle iletişime geçmek için Lütfen Buraya tıklayınız.

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Kurallar Etiketler Arama


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-01-2008, 23:38   #1 (tekli aç) (permalink)
Vip Üye
 
Examiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
User ID: 2453
Üyelik tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 2.719
Rep Gücü: 23
REP Puanı : 84
REP Seviyesi : Examiner will become famous soon enough
Teşekkür Sayısı: 5
21 Mesajina 23 Tesekkür Aldi
Standart Yabancı Dil Nasıl Öğrenilir?


YABANCI DİLİ NASIL ÖĞRENMELİ?Yazan: Sinem Ersever
NASIL SU GİBİ İNGİLİZCE KONUŞULUR?


Amsterdam’dan bir arkadaşa ’‘Nasıl oluyor da tüm Hollandalılar su gibi İngilizce konuşuyor?’’ diye sordum. ‘‘Çok basit! Konuşmazsak dünyanın hiçbir yerinde ne yemek sipariş edebiliriz ne de yolumuzu bulabiliriz... Kimse Hollandaca bilmiyor ki!’’ diye cevap verdi. Bu bizim için de aşağı yukarı öyle diye düşündüm; ama Hollanda’da İngilizce konuşanların oranı ve konuşulan İngilizce’nin seviyesi şaşırtıcı derecede yüksekti.


‘‘Peki hangi yaşta ve nasıl öğrendin İngilizceyi’’ diye sorunca arkadaşım uzun bir soluk alıp ‘‘bilmem okulda öğrenmeye başladım, küçüktüm hatırlamıyorum’’ dedi. İçimden bu birinci neden diyerek saymaya başladım. ‘‘Sonra Hollanda’da tüm yabancı filmler İngilizce yayınlanıyor televizyonda, sadece Hollandaca alt yazı ekliyorlar, çeviri yapmıyorlar. Onun da çok faydası oluyor’’ diye ekledi. Neden iki...


‘‘Bir de tabii çocukken okul turlarıyla İngiltere’deki müzeleri gezmeye giderdik. İyi bir pratik imkânıydı bu turlar’’ dedi. Neden üç!


Farkettim ki üç nedenden ikisi pratiğe dayalıydı.


Sonra kendimi düşündüm. 10 yaşında kolejde İngilizce öğrenmeye başlamış, lisede devlet okuluna geçince bildiklerimi unutmamak için ayrıca İngilizce kursuna yazılmıştım. Hatta 18 yaşında 15 günlüğüne İngiltere’ye gitmiştim. Yine de 23 yaşında Londra’ya okumaya geldiğimde İngilizcem hiçbir Hollandalı kadar iyi değildi. Gramerim Upper-Intermediate ya da Advanced çıkıyor ve hocalarım ekstra ders almama gerek olmadığını söylüyordu; ancak aksan problemlerinden dolayı insanlar beni, ben de insanları anlamakta zorlanıyordum.


Şimdi ise Hollandalı arkadaşım bana ‘‘sen burda büyüdün ama değil mi?’’ diye soruyordu. Tüm turistler beni peynir beyazı olmayan tenime rağmen İngiliz sanıyor, Türkler İngilizce konuşunca Türk olduğumu anlamıyordu. Nereden ve ne çabuk kapmıştım bu aksanı? Burada 25 yıldır yaşayan, elinde İngiliz pasaportuyla gezinen ama tek kelime İngilizce bilmeyen Türkler de vardı. Nedendi bu fark?


Düşününce, cevabı yine o üçte ikilik kısımda buldum: Pratik!


‘Dil yerinde öğrenilir!’ sözü çok doğru ama tam değildi. Londra’da koleje ilk başladığımda Film ve Medya Bölümü’ndeki tek Türk bendim. Sınıfımızda da tek bir İngiliz vardı. Geri kalanlar ya Uzak Doğulu ya da Hintliydi ve de kendi aralarında gruplaşmayı tercih ediyorlardı. Ben de bu İngiliz arkadaş ve de Hintliler grubuna katılmak istemeyen bir Hintli çocukla zaman geçirmeye başladım. Tek ortak noktamız hepimizin Londra’ya yeni olmasıydı. Farkımız ise İngilizce seviyelerimizdi. Aralarında en kötü İngilizce de benimkiydi.


Dediklerinin çoğunu anlıyor ama istediğim hızda ve şekilde cevap veremiyordum. Sanki dilsizmişim gibi hissediyor, sohbetlere tam katılamamnın sinir bozucu eksikliğini yaşıyordum. Emindim ki eğer herkes yazarak konuşsaydı herşeyi anlayacaktım, ama aksan farkları beni çaresiz bırakıyordu. O zamanlar bu durumun bugünler için en iyi yatırım olduğunu bilmiyordum.


Okulda işletme, iktisat ve pazarlama bölümlerinde okuyan 8-10 Türk kız vardı. Her cumartesi kafeteryada buluşurlar saatlerce Türkçe sohbet ederlerdi. Türklerle zaman geçireceksem İngiltere’de olmanın manâsı ne diye düşünüp, Londra’da kalacağım süreden tam olarak faydalanmaya karar verdim ve onlara katılmadım. Yerine, İngilizcesini sırf benim değil İngiliz arkadaşın da zor anladığı fotoğrafçılık hocasının tekrar dersine giriyordum.


Zamanla tüm arkadaşlarım ya İngiliz ya da hayatının çoğunu İngiltere’de yaşamış yabancılardan olmaya başladı. Tanıdığım Türkler zaten Türkiye’ye geri dönüş yapıyordu.


İngilizcesi çok iyi olan insanlarla sürekli vakit geçirmenin dil öğrenmedeki avantajını bugün görüyorum ama dezavantjları da zamanında az değildi. Grupta İngilizcesi en kötü olan hep ben oluyordum. Yapılan esprileri çoğu kez kaçırıyordum ve İngilizcem hiç gelişmiyormuş gibi geliyordu.


Pes etmek yerine yanlış yaptığımda beni düzeltmelerini istedim. Elimde İngilizce telaffuz kitapları fonetik alfabeyi öğrendim.


Bugün benden daha çok yurtdışında kalmış birçok kişiden daha iyi İngilizce konuşabiliyorum. Sürekli bana soruyorlar: ‘‘Nasıl yaptın?’’. ‘‘Pratikle’’ deyince de inanmak istemiyorlar; çünkü onlara fazlasıyla basit bir cevapmış gibi geliyor. İşin doğrusu hiç de basit bir süreç değil ama denemedikleri için bilmiyorlar.


İngilizceyle haşır neşir olanlar bilir. İngilizceyi zor yapan gramatik yapısı değil, sonsuz kelime sayısı ve ‘hello’ bile deyince sizi ele veren aksan farklılığıdır. Yoda yürüyen ve doğru aksanla konuşan İngilizlerin çoğu, proficiency (uzman) seviyesinde gramer bilmemekte, kendileri hatalar yapmaktadır. Onların avantajı doğru aksan kullanmalarıdır. O yüzden en üst seviyede İngilizce bilip de doğru düzgün konuşamamaktansa, orta seviye de İngilizce bilip iyi bir aksanla konuşmanız daha önemli.


Aksan nasıl mı düzeltilir? Pratikle!


Gerek Türkiye’de gerekse yurtdışıdayken yabancı arkadaşlar edinin, yabancı radyo kanallarını dinleyin ve yabancı filmleri İngilizce olarak, Türkçe altyazıyla izleyin.


kigem.com dan alınmıştır



___________________________________
* * *



Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et kemiksin.
Gül düşünür gülistan olursun,
Diken düşünür dikenlik olursun...

Hz. Mevlâna
.
.


İçeriği görebilmek için Uye Olmanız gerekmektedir. Üye Olmak için Lütfen Tıklayınız.
Examiner isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-01-2008, 23:55   #2 (tekli aç) (permalink)
Vip Üye
 
FirstLight - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
User ID: 5446
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 17.407
Ruh Halim:
Rep Gücü: 123
REP Puanı : 378
REP Seviyesi : FirstLight is just really niceFirstLight is just really niceFirstLight is just really niceFirstLight is just really nice
Teşekkür Sayısı: 270
190 Mesajina 343 Tesekkür Aldi
Standart


ingilizce öğretmenliğinde okuyan ben bile bir yabancıyla karşılaştığımda elim ayağıma dolanıyo..
konun özünde doğru söylüyo..herşey Pratik Pratik Pratik...olmadan asla olmuyo..
herkesin yurt dışına gitme imkanı bulunmayabilir elbette..
gerek okulda gerekse de kendi çabalarıyla insanlar bunu başarabilir..
okulda bizim şimdi gördüğümüz eğitim öğrenciyi konuşturma durumunda bırakmak..bi amaçla konuşmasını sağlamak.sırf öğretmen istiyor diye değil ihtiyacı olduğu için konuşturmak.
bu çok zor ama en yararlı olanı..ülkemiz için de gerekli olanı..
bize böyle öğretilmedi ama biz böyle öğreteceğiz inşallah..
ileriki nesilde grammer bilip iki kelimeyi bir araya getiremeyenler olmayacak..




___________________________________
''Bir Gün Körebe Oynarsak Gizlice Açarım Gözlerimi;Seni Kaybetmeyi Kaldırmaz İçim!...''
FirstLight isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2008, 00:13   #3 (tekli aç) (permalink)
Vip Üye
 
Examiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
User ID: 2453
Üyelik tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 2.719
Rep Gücü: 23
REP Puanı : 84
REP Seviyesi : Examiner will become famous soon enough
Teşekkür Sayısı: 5
21 Mesajina 23 Tesekkür Aldi
Standart


Yaklaşık onaltı yıllık örgün eğitim hayatımda Fransızca öğrenmem için hocalarım yoğun gayret sarfettiler(?). Ama gördüm ki, ülkemizin okullarında yabancı dil sistemi öğretilmeme üzerine kurulmuş...

Bunu nereden çıkarıyorum; sadece altı ay ingilzce kursuna gittim ve neredeyse günlük hayatımı rahat idame edecek kadar ingilzce öğrenebildim. Demek ki dil öğrenme işi çok daha kolay yapılabiliyor.

Temenni ederim okullarımızda artık "dil" öğretilir.


___________________________________
* * *



Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et kemiksin.
Gül düşünür gülistan olursun,
Diken düşünür dikenlik olursun...

Hz. Mevlâna
.
.


İçeriği görebilmek için Uye Olmanız gerekmektedir. Üye Olmak için Lütfen Tıklayınız.
Examiner isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 25-04-2009, 21:18   #4 (tekli aç) (permalink)
Üye
 
ozianna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
User ID: 169877
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 1
Rep Gücü: 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : ozianna is on a distinguished road
Teşekkür Sayısı: 0
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Standart


Ingilizce nasil ogrenilir?
Arkadaslar bu sorunun yanitini size soyle aciklayayim:
Oncelikle ingilizce 3 ayda ogrenilmez. En azindan bu ise 4 sene harciycaksiniz. 4 sene de her gun uzerinde en az 5 saat gecirerek. Ama bunu kolaylastirmanin da yolu var. 1 sene gramer ogrenirsiniz 1 senenin sonunda yabanci televizyon izlemeye baslarsiniz ama gunde en az 4-5 saat izlersiniz yani ders calismaniza gerek kalmaz.
Ingilizceyi Ingilizceyle birlikte yasamadan ogrenmek imkansiz. Yani Turkiyede yasiyosaniz ve gunde 2 saatlik bi kursa 1 sene gidip de o dili hic kullanmiyosaniz gecmis ola. Yurt disina cikmadan ingilizce ogrenilmiyo. Yurt disina cikamayanlarin da yabanci televizyon izlemesi sart.
Ingilizce, programli calismadan da ogrenilmez. Mesela kendinize bi hedef koymaniz lazim. Gunde 10 kelime ya da 20 kelime ogrenmek gibi ve bu kelimeler ezberlemeyle de olmuyo kesinlikle cunku bi kelimenin bazen 20 anlami bile olabiliyo. Kelimenin anlaminin ne olduguna bakip o kelimeyi en azindan 10 kere cumlede kullanirsaniz kavrarsiniz ve pekistirmek amacli defalarca ezberlemenize gerek kalmaz.
Ingilizce ogrenmek icin bol bol ingilizce okumak da sart. Bu da bi kelimenin cumle icinde nasil kullanildigini anlamanin en iyi yolu.
Sadece televizyon seyretmeyle ingilizce ogrenilmiyo. Televizyon sadece kelimenin nasil telafuz edildigini ve cumle icinde nasil kullandigini ogretip nasil yazildigini ogretmezken, okumak hem cumlenin yazilisini ve cumle icinde kullanilisini ogretiyo ama telafuz edilisini ogretmiyo. Yani sadece televizyon seyrederek ya da sadece okuyarak da ogrenilmiyo. Hem televizyon seyredip hem de okumak gerekiyo.
Bol bol televizyon seyredip okumanin yarari da kelimelerin degisik anlamlariyla cumlelerde nasil kullanildigi.
Bazi uyaniklarin hep “ben cabuk kavrarim” demelerini cok komik buluyorum arkadaslar. Ingilizceyi naparsaniz yapin 3 ayda kavrayamiyosunuz. O kadar insan ingilizce ogrenmek icin universite egitimi aliyo. 4 sene insanlar ugrasiyolar. Demekki ingilizce seneler gerektiriyo ki o kadar insan ugrasiyo.
Ugrasiyorum ama olmuyo kavrayamamiyorum diyenler de sacmaliyo bence. Kim 1 sene denedi de ingilizce ogrenemedi acaba? Bildiginiz var mi? Bu insanlar 1 ay deniyolar ogrenemiyolar. Arkadaslar ingilizce sabir gerektiriyo. 1 ayda zaten ogrenilmiyo. Yani 1 ay ugrasip ogrenememek kavrama ozurlu olmak anlamina gelmiyo. Bi senedir ugrasiyorum diyen insanlar da basina gunde 4-5 saat oturup ugrassalardi zaten ogrenirlerdi. 1 saat sadece goz gezdirip anlamadim diye birakmak ve bunu bir sene icinde 5-10 kere yapmak ogrenememek degildir.
Kursa gidip ogrenemiyenlere gelince. Ya dikkatlerini vermiyolar ya da ogrenmek istemiyolar. Sinifta baska seylerle ugrasarak oturarak da ingilizce ogrenilmiyo. Diyelim ki bazilari kursa gidip kapiyo temelini. Ama kursa gidip birakiyolar. Ingilizce daha once de belirttigim gibi onunla beraber yasamadan ogrenilmez, surekli konusmak ve tekrarlamak gerek.
Az once ingilizce bir senede ogrenilir derken kastettigim bugun 2 saat calisip bi hafta sonra 3 saat bi goz atmak sonra bir iki hafta sonra da bir iki saat bakmak degil. Gunde 4 saat boyunca calistigini dusunursen (2 gun de hadi kendine tatil say diyelim) yani haftada 20 saat calismaktir. 20 saati bir haftada calismayip da 3 ayda bitiriyosan 3 ayda calistigini 1 hafta sayarsan senin icin bu bi sene 12 seneye cikar yani ingilizce ogrenmeyi biraksan bundan daha iyi olur derim. Yani gunde 4 saat boyunca haftada 5 gun calisip bunu istikrarli yapanlar icin ingilizce 1 senelik istir.
Olayin puf noktasi su:
Ingilizce ezberlemek degildir, ogrenmektir. Bir kelimeyi ezberlemek inanilmaz zordur ama ogrenmek cok kolaydir. Kelimeleri alt alta yazip ezberlemeye ugrasmaktanda bi kelimeyi 10 kere cumle icinde kullanin. O zaman ezberlemenize gerek kalmaz ogrenirsiniz!!!
Ayrica su da var ki o gordugunuz cok akici ve mukemmel ingilizce konusan insanlar bu is icin yillarini harcamis insanlardir. 3 aylik kursa giderek akici ingilizce ogrenilmez! Ingilizce de 30 bin kelime oldugu ornegini verelim. Elbetteki 30 bin kelime 3 ayda ogrenilmez. Gunde 20 kelime ogrenen yilda 7300 kelime ogrenir. Yani 30 bin kelimeyi 3 ayda ogrenmek imkansizdir. Ayrica gunde 20 kelime yazilip ezberlenerek de ogrenilmeyeceginden 20 kelimeyi defalarca cumle icinde kullanmak bir kac saat alir.
Ingilizce ogrenenlerin ortak noktalari sunlardir:
• Ingilizce ogrenmek bu kisilerin bir hayallerini gerceklestirmek icin bir koprudur. Bu kisilerin yurt disinda yepyeni bir hayat kurmak ya da kariyer elde etmek gibi hayalleri vardir.
• Kesinlestirmis hedefleri vardir. Asla ingilizce ogrencem demezler. Bunun yerine “1 senede ingilizce ogrencem derler” Cunku ingilizce ogrencem diyen surekli yarin basliycam der ve o yarin asla gelmez, 1 sene icinde diyenin ise yeterli vakti olmadigindan bir an once baslar.
• Istikrarli bir sekilde calisma programi yaparlar ve surekli bu programi takip ederler. Her gun az da olsa ingilizce ogrenmek icin bir sey yaparlar. Sonra yaparim demezler.
• Ingilizceyi turkce mantigiyla ogrenmeye ve kendilerine uyarlamaya calismazlar. Oldugu gibi benimserler ve kurallarina uyarlar.
• Ogrenicem derler, asla “ogrenemiyorum” deyip birakmazlar.
• Ya hep ya hic mantigiyla hareket etmezler. O gun az da ogrenmis olsalar onunla mutlu olurlar. Butun dili bir gunde ogrenemeyeceklerini ve bunun yillar aldigini bilirler.
• Tek bir yontemle ingilizce ogrenilmeyecegini bilirler, hem kitap okurlar, hem yabanci film izlerler ve kendileri de gunde 10 ya da 20 kelime ogrenme hedeflerini surdururler.
• Bir konuda takilip kalmazlar. Anlamadiklari konuda cok ugrasip gene anlamiyolarsa bi sonraki konuya gecerler ve ve o konu karsilarina defalarca ciktigindan otomatikmen ogrenirler.
• Zamanin degerini bilirler, zamani bilgisayar oyunlarina harcamak yerine ingilizce ogrenerek harcarlar.
• Akillidirlar, Ingilizcenin bir gun islerine yariycagini bilirler ve asla issiz ve parasiz kalmazlar. Onlar icin mutlaka para kazanmanin bir yolu vardir, issiz kalsalar bile internet uzerinden ceviri yapar ya da yabanci web sitelerine caliscaklarini bildiklerinden ingilizceyi bir yatirim gibi gorurler.
• Tembel degildirler. Bilmedikleri kelimelerin anlamina bakarlar ve bu de ingilizce ogrenmelerini hizlandirir.
• HEPSINDEN ONEMLISI SABIRLIDIRLAR VE ISIN KOLAYINA KACMAZLAR. 3 AYDA INGILIZCE OGRENEMEYECEKLERINI BILECEK KADAR DA HERSEYIN FARKINDADIRLAR.


ozianna isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 26-04-2009, 22:35   #5 (tekli aç) (permalink)
Vip Üye
 
Examiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
User ID: 2453
Üyelik tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 2.719
Rep Gücü: 23
REP Puanı : 84
REP Seviyesi : Examiner will become famous soon enough
Teşekkür Sayısı: 5
21 Mesajina 23 Tesekkür Aldi
Standart


Teşekkürler ozianna kapsamlı ve oldukça açıklayıcı bir cevaptı...


___________________________________
* * *



Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et kemiksin.
Gül düşünür gülistan olursun,
Diken düşünür dikenlik olursun...

Hz. Mevlâna
.
.


İçeriği görebilmek için Uye Olmanız gerekmektedir. Üye Olmak için Lütfen Tıklayınız.
Examiner isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:04 .
Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Ad Management by RedTyger