27-06-2007, 12:28
|
#1 (tekli aç) (permalink)
|
Vip Üye
User ID: 25568 Mesajlar: 3.854
Ruh Halim: Rep Gücü: 29 REP Puanı : 60 REP Seviyesi :  Teşekkür Sayısı: 0
17 Mesajina 19 Tesekkür Aldi
| Dil Gelişimi ve Olgunlaşması | | Dil Gelişimi ve Olgunlaşması
Farklı kültürlerden gelen ailelerin çocuklarına karşı davranışları da farklılık gösterir. Dünyanın bazı bölgelerinde, insanlar bebek konuşmasının ya da ebeveynin bebekimsi konuşmasının dilbilimsel bir gelişme olduğunu düşünür. Ebeveynin çocuklarıyla yetişkinler gibi konuştuğu ve çocuklarına dillerini bütünüyle nasıl öğreteceklerinin bilinmediği kültürler de vardır. Kapalı bir bakışla bakıldığı zaman bunun avantajı ya da dezavantajı bulunabilir.
Çocuk dili yaratıcıdır, fakat kuralcı-hükmedici değildir. Bu kurallar çocuk dilinin işleyen yedi ilkesini kapsar. Bu prensipler çocuğun ihtiyaç duyduğu asıl iletişime tekabül eder. Söz konusu prensiplerin temel görünüşü kavram karmaşasının anlaşılmasında gerektiren pasif sesteki aktif sesin kullanım hakimiyetidir.
a)Enstrümantal ilke çocuğun kişisel ihtiyaçlarının belirtilmesine hizmet eder. “İsterim” ibaresinde olduğu gibi.
b) Düzenleyici ilke birinin başka birinin aksiyonunu istemesine yardım eder.
c) “Merhaba”ifadesi karşılıklı etkileşim ilkesini temsil eden ve diğer temsiller arasında yer alan bir söyleyiştir. Burada kurulan ilişki oldukça önemldir.
d)Kişisel ilke ifade edici fonksiyonu üzerinde taşır. “Buraya geldim” ibaresi pek çok ibare için oldukça uygun bir ikâmedir.
e)Keşfe dayalı ilke (heuristic principle) çocuğun dili öğrenme sürecine yardım eden soru sorma şekli olduğu için çok önemlidir. “Tell me why”.
f) Hayal gücüne dayalı ilke (imaginative principle) çocuğun kendisini, rüyalarını ve fantezilerini bildirmek istediği zaman ortaya çıkan bir ilkedir.
Bilgilenme çocuk iletişimi için oldukça önemlidir. Kendi tecrübelerini başkalarına söylemenin önemi ortaya çıkar.
Dil gelişiminde başka bir temel adım da çocuğun yazmayı öğrendiği zaman ortaya çıkar. Bunun da birkaç evresi vardır.
1-Hazırlık dönemi. Yaklaşık 4-6. yaşlar. Çocuk gerekli motor yetenekleri kazanır. Ya da heceleme ilkesi öğrenilir.
2-Birleştirme dönemi: Yaklaşık 7. yaş.Çocuk bu dönemde yazmaya başlar. Çocuğun yazdıkları konuşulan dilin bir yansımasıdır. Bu dönemde çocuk sadece fonetik hususiyetlerin transkripsiyonunu yapmakla kalmaz, aynı zamanda kelimeleri ve cümle yapılarını da yazar.
3-Ayırt Etme Dönemi: Bu dönem yaklaşık 9’lu yaşları kapsar. Yazma, konuşma dilinden ayrılmaya başlar. Bir bakıma tecrübeye dayalı bir eylem haline gelmiştir. Çocuğu yazısının konuşmanın bir yansıması olmadığı görülür. Çocuk yazıyı özgürce kullanmayı ve kendi tecrübelerini yazıya dökmeyi öğrenir.
4-Entegrasyon Dönemi: Çocuğun delikanlılık döneminin ortalarına rastlar(mid-teens). Çocuklar/delikanlılar bu yaşlarda kendi tarzlarını geliştirir. Yazı dilinde kişisel ses görülür ve farklı amaçlar için uygun yazma yeteneği geliştirilir.
İkinci Dilin Kazanımları
İkinci dilden elde edilene kazanımlardan bazıları ilk dilde elde edilen kazanımlara benzer. Öğrenici öğrenme tekniklerini henüz elde etmiştir ve en iyi öğrenmenin nasıl olması gerektiğini yansıtabilmektedir. Aynı zamanda dil öğrenme kişiliğe, yaşa, zekaya ve öğrenicinin aktif öğrenme stratejisine bağlıdır.
İkinci dili (L2) öğrenenler işe, kaynak dil diye nitelediğimiz kendi dilleriyle başlarlar. Bu yol aynı zamanda hedef dili (TL) öğrenmenin en iyi yoludur. Yani bütünüyle dillerarası (interlanguage) diye bildiğimiz yoldur.İkinci dil konuşanların tamamı diller arasındaki bazı evrelere dayalı olarak konuşurlar. Başlangıçtakiler kaynak dile (SL) oldukça yakındır; ikinci dilin(L2) uzmanları ise hedef dile yakındır. Kendi incelememizi sürdürmezsek, diller arası yeterliliğimiz azalmaya başlayacaktır. Uzun zaman yabancı ülkelerde yaşayan insanlar anadilin konuşulmasından oldukça farklı özelliklere sahip olan hedef dile yaklaşmaktadırlar. Kısa bir bakışla değerlendirilmesi mümkün olan bazı dillerarası/interlanguage unsurlar vardır.
Fosilleşme:
Öğrenmenin belirli bir safhasına gelindiğinde hedef dilin yeni yönlerinin öğrenilmesi kesintiye uğrar. Gramatik açıdan mükemmel bir şekilde kendini ifade etme yeteneği devam etmesine rağmen, öğrenici oldukça karmaşık ve süzülmüş halleri ifade etmek için dilin daha ileri düzeydeki rezervi üzerine incelemesini ilerletemez.
Geri Çekilme /Ricat
Öğrenici ilk öğrendiği noktalarda zamanla üstesinden geldiği cümle tertibi, üslup ve kelime hazinesi gibi bazı alanlarda kendini ifade ederken başarısızlığa uğrar.
Genelleme Fazlalığı (overgeneralization):
Öğrenici dilin görünümlerinin tamamını üzerinde taşıyan hedef dilin (TL/HD) mantıksal gramerini araştırır; Mevcut gramerdeki her görünümün yaşayan dilde doğrulandığı bir görünümü bulmaya çalışır. Böyle yaparken, öğrenici hedef dildeki fazla kullanımların görünümünü belirler.
Özen Fazlalığı/overelaboration
Öğrenici basit ifadelerle anlatılması mümkün olan bir meseleyi ortaya koyabilmek için karmaşık teorik yapılar uygulamak ister.
Müdahale
Birinci dilden ya da ikinci dilden diğer dile daha çok fonolojik açıdan bir karışma olur. Bu arada sentaktik ve semantik karışım da daimâ mümkündür. Kaynak dildeki kelimelerin bazıları hedef dilde de vardır. Ancak bu ortak kelimelerin anlamlar temelde farklıdır. Örneğin Almanca’daki “figure”, Fransızca’da da aynen bulunur fakat Fransızca “figür” kelimesi “yüz/face” anlamındadır. Ya da İngilizce “eventulally” kelimesi Almanca’da “eventuell” şeklinde görülür ve bu kelime Almanca’da “muhtemelen” anlamına gelmektedir.
Değişebilir Girdi: Hedef dille maruz kaldığımız değişime ve gelişime bağlı olan hedef dildeki eğitimin niteliğine işaret eder. Bir bakıma, öğrenme malzemesinin düzeni ve konuşmacının çok sayıda hedef dille iletişime geçmesinin yeni bir dil öğrenmek için neden hayati bir öneme sahip olduğu ortaya çıkar.
Organik ve Kümülatif Artış: Tahmin edilemeyen girdinin yayılmasına bağlı olan bir takım bozuk yapılar ortaya çıkabilir. Yapının bozulması öğrenicinin ileri evrelerinde görülür. |
|
| |