Vip Üye
User ID: 4900 Mesajlar: 9.730
Ruh Halim: Rep Gücü: 70 REP Puanı : 199 REP Seviyesi :   Teşekkür Sayısı: 98
182 Mesajina 255 Tesekkür Aldi
| MİSAK-I MİLLİ Sınırları İçinde yunan Mezalimi | | MİSAK-I MİLLİ Sınırları İçinde yunan Mezalimi
Orta Ege Bölgesi Çevresinde Yunan Mezalimi
Yunanlılar 27 Mayıs 1919'da Aydın'ı, daha sonraki günlerde ise Umurlu Köşk, Sultanhisar ve Nazilli'yi işgal ettiler. Çok iyi Türkçe bilen Rum Yazar Konstantin Misallidir'in çabalarıyla, 22 Mayıs'ta Menemen 25 Mayıs'ta Manisa işgal edildi.
Manisa depolarında bulunan 48.000 piyade tüfeği, sekizi kamalı, sekseni kamasız top ve milyonlarca mermi Yunanlıların eline geçti. Türk Silahlı Kuvvetleri, İstiklal Savaşı boyunca bu kaybın eksikliğini her zaman hissetti(16).
19/20 Haziran 1919'da Nazilli'den geri çekilen Yunanlılar, 40 kişiyi rehin olarak beraberlerinde götürdüler. Atça ve Sultanhisar'dan da çetelere yardım ettikleri bahanesiyle 20 kişiyi yanlarına aldılar. Bunların hepsi, 21 Haziran'da Yunanlılar tarafından öldürdüler(17).
25 Haziran 1919'da Yunanlılar Balatçık İstasyonu'nda yolcuları trenden indirip, erkeklerinin gözü önünde kadınlara tecavüz ettiler.
Amiral Galthorpe, 8 Temmuz 1919'da Dışişleri Bakanı Curzon'a gönderdiği telgrafta bu olayların doğruluğunu bildiriyordu:
"Veziriazam ve Hariciye Nazırı tarafından ziyaret edildim. Bana İzmir bölgesinde vaki olan diğer tecavüzleri bildiren raporları okudular. İtiraf etmek lazımdır ki, bu iddiaları oradaki İngiliz subaylarının verdikleri raporlar da teyit etmektedir. Bu subaylar, mesuliyeti tamamen Yunanlılara yüklemektedirler" diyordu(18).
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
DİPNOTLAR:
1) Selek, Sabahattin-; Anadolu İhtilali, İstanbul 1963, c.1, s. 200.
2) Bayar-; a.g.e., s. 1943-1944.
3) Bayar; a.g.e., s. 2045-2046.
AYDIN'DA YUNAN MEZALİMİ
3 gün süren çetin savaşlardan sonra 30 Haziran 1919'da Aydın, Türk askerleri tarafından geri alındı. Yunanlılar bu savaş sırasında Aydın'ın Müslüman mahallesini ateşe vererek 5.800 evi yakmışlardı. Yangından canlarını kurtarmak için dışarıya çıkan Müslümanlar, Yunanlıların piyade ve makineli tüfek ateşleriyle taranarak öldürüldüler. Korkularından dışarı çıkamayanlar ise, diri diri yandılar.
Türkler Aydın'a girdikleri sırada Rum halkı da Yunanlılarla beraber yollara dökülmüşse de işgal komutanı bunların kendisiyle beraber gelmelerine izin vermemiştir. Türklerin bunları öldürmelerini, böylece Türk katliamı bahanesiyle yeni bir ilerleme sebebi bulmak istiyorlardı. Kuvay-i Milliye üyeleri Aydın'a girdiklerinde, kilise ve Fransız Sörler Okulu'nda toplanan bin kadar Hıristiyan, dehşet içinde akıbetlerini bekliyorlardı. Bunların içinde Türk mahallelerini ateşe verenler, yüzlerce günahsızı öldürenler de vardı. Türk askeri, bunlardan öç almayı düşünmemiş, hayatlarını bağışlayıp yiyecek dağıtmıştı(19).
3 Temmuz'da tekrar Aydın'a giren Yunanlılar, çeşitli nedenlerle şehri terk edemeyen 2.500 Müslümanın pek çoğunu öldürdüler.
Aydın vilayetinin Uluslararası Tahkik Heyeti'ne vermek üzere hazırladığı 30 Temmuz 1919 tarihli rapora göre Yunanlıların, buradaki mezaliminin dökümü şöyleydi:
"Aydın ve civarından 63.700 Müslüman göç etmiştir. Evvelce 30.000 Müslümanın yaşadığı Aydın'da ancak 375 kişi kalmıştır. Aydın çevresindeki 51 Müslüman köyü Yunanlılar tarafından yakılmış, eşyaları ve hayvanları yağmalanmıştır. Kasaba ve köylerdeki halk her türlü mal varlıklarını bırakarak canlarını kurtarmak için dağlara kaçmışlardır(20)."
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
DİPNOTLAR:
1) M. Şefik (Aker)-; a.g.e., s. 123.
2) Yunan Fecayiine Müteallik Aydın Vilayetinin Beynelmilel Tahkik Heyetine verilmek üzere topladığı Vesaiki Resmiyyeye Müstenit Hulasa, Dersaadet Matbaa-i Askeriye, 1335, s. 5.
SÖKE'DE YUNAN MEZALİMİ
20 Nisan 1922'de İtalyanlar Söke'den çekilince Yunanlılar ertesi gün Söke'yi ve köylerini işgal ettiler.
İşgal ettikleri diğer yerlerde yaptıkları gibi, burada da Türk evlerine silah aramak bahanesiyle giren Yunanlılar, değerli eşya, para ve yiyecek maddelerini yağmaladılar. Köylünün tahıllarını, hayvanlarını gasp ettiler. Özellikle köylerde birçok kişiyi öldüren Yunanlılar, ölüleri bostan kuyularına ve Menderes Nehri'ne attılar. Kadın ve kızlara tecavüz ettiler.
Ateşe Kitaplığı İstiklal 152 numarasında kayıtlı "Yunanlıların Yeni İşgal Ettikleri Söke ve Havalisinde Yunan Askerlerinin Vahşeti" adlı 93 sayfalık kitapta öldürme, gasp ve ırza tecavüz olayları hakkında geniş açıklamalar bulunmaktadır.
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
MENEMEN ve BERGAMA'DA YUNAN MEZALİMİ
Yunanlılar Menemen'de pek çok insan öldürdüler; köyleri, çiftlikleri, tarlalardaki ekinleri ateşe verdiler. Evlere girerek halkın parasını, kıymetli eşyasını, tahılını, davarını ve sığırını gasp ettiler. Kadınların ve kızların ırzına geçtiler. Öldürmeler beşikteki çocuktan ak sakallı ihtiyara kadar hiçbir ayrım yapılmadan hunharca işlendi. Bu mezalimi burada tüm ayrıntılarıyla anlatmak olanaksızdır.
Uluslar arası Tahkik Komisyonu, "Menemen'de Yunanlılarca ciddi bir sebep olmaksızın 200 kişinin öldürüldüğü, 200 kişinin yaralandığını, İstasyon ve Konak yakınlarındaki binalardan Yunan askerleri üzerine ateş edildiği hakkındaki Yunan Komutanlığı'nın iddialarının doğru olmadığı"nın belirtmiştir.
Uluslar arası Tahkik Komisyonu'na verilmek üzere Aydın Vilayeti'nce hazırlanan rapora göre de, "Menemen ilçe merkezi ve köylerinde 24 kadın, 46 çocuk dahil 929 kişi şehit edilmiştir(27)."
Yunanlıların Bergama bölgesinde yaptıkları katliam, mezalim ve soygun Kazım Özalp'ın Türk Tarih Kurumu'nca 1971'de basılan "Milli Mücadelede 1919-1922 adlı kitabın belgeler kısmında 107 madde halinde gösterilmiştir."
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
MANİSA'DA YUNAN MEZALİMİ
30 Yunan süvarisi, bir miktar piyade ve yerli Rumlardan 20 kişinin katılımıyla oluşan bir müfreze, 7 Temmuz 1919'da Karaosmanoğlu Halit Paşa'yı çiftliğinde basarak 5 arkadaşı ile beraber öldürmüşlerdir(28).
Aydın Valisi'nin Tahkik Heyeti'ne verilmek üzere hazırlandığı 28 Temmuz 1919 tarihli 297 maddelik raporda, "Yunan askerlerinin halktan 28 196 lira gasp ettiği, çalınan altın, gümüşün buna dahil edilmediği, 7 köy, 30 ev, 79 bağ, bahçe tarlada 3 caminin tahrip edildiği, 12'si kadın olmak üzere 43 kişinin şehit edildiği 11 kıza tecavüz edildiği, 1 738 davar, 109 at, 38 eşek ve 567 sığır ile 35 devenin zorla alındığı" bildirilmektedir(29).
İbrahim Etem Akıncı ise, Yunan mezaliminden özet olarak şöyle söz etmektedir:
"Yunanlıların yaptıkları mezalim belki birkaç ciltte anlatılabilir. Küçük bir örnek: Üç bucakta iki ay içinde 200 kadının ırzına tecavüz edilmiş, 50'den fazla erkek ve kadın hayvanlar gibi öldürülerek cesetleri yollarda bırakılmıştır. Bunların bir kaç tanesi ateşe atılarak yakılmıştır. Bu cinayetler Bigadiç, Balat ve Çorum bucaklarının köylerinde işlenmiştir. Dağlar, düşman zulmünden canını ve ırzını kurtarmak için kaçanlarla doludur(30)."
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
BATI KAMUOYUNUN DURUMU
Yunanlıların işledikleri korkunç cinayetler, gasp ve soygunlar, toplu halde ırza geçmeler ve soykırım olayları, bunları yerinde gören objektif gazeteci, yazar ve subaylar tarafından ülkelerinin kamuoyuna yansıtılmıştır.
Anadolu'ya büyük bir Yunan hayranı olarak gelen Morning Post Gazetesi Muhabiri Pooley, olup bitenleri gördükten ve Türklerle görüştükten sonra, düşüncelerini değiştirerek "Türklerin saygıya değer bir millet olduğunu" her tarafa anlatmaya çalışmıştır(1).
Manchester Guardian Gazetesi'nin özel muhabiri Toynbee (sonraları ünlü Tarihçi), Anadolu'da olup bitenleri gördükten sonra Türklerin tamamen haklı olduklarını anlamış ve İngiltere'ye döndükten sonra bunu ülkesinin kamuoyuna anlatmak istemişse de çok büyük güçlüklerle karşılaşmıştır(2).
Amiral Briston'un eşi Yenigün Gazetesi'ne verdiği demeçte şunları söylemiştir:
"Amerika'da bulunduğum sırada ülkeniz hakkında kamuoyundan hüküm süren bir çok yanlış ve kötü düşüncelerin etkisine kapıldığımı inkar edemem. Ancak, eşimle beraber Türkiye'de dolaştıkça ve eşimin görevi gereği yaptığı incelemeler sonunda edindiği düşüncelerine vakıf oldukça, kamuoyumuzdaki propagandaların uydurma olduğuna inandım. Eşimin bizzat vaki olan izlenimleri ve intibaları ile Amerika'da hakkınızda meydan alan haberler arasında büyük zıtlıklar vardır...
Hakkında bu kadar yanlış fikirler beslenen Türklerle bizzat ilişki kurmak isteğiyle eşimle beraber İstanbul'a geldim ve gezilerde kendisine eşlik ettim. Eşimin hislerine ve izlenimlerine tamamen ortak olarak diyebilirim ki; Türkler Doğunun pırlantasıdır. Onlarda öyle bir hazin ve fazilet var ki, sevmemek kabil değil. Türkleri böyle hakkıyla tanımaya fırsat bulduğum için çok memnunum(3)."
Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanı General Franchet D'Esprey'in temsilcisi olarak Denizli, Aydın, Nazilli ve Çine bölgelerinde Temmuz 1919'da incelemeler yapan Binbaşı Labon, Yunanlıların yaptıklarını gördükten sonra şunları söylemiştir:
"Yunanlıların bu kötülüklerin yüzde birini yapacaklarını bilselerdi; Fransa Hükümeti işgale kesinlikle razı olmazdı. Yunanlıların gayet kuvvetli propagandacıları ve Venizelos gibi entrikacı başkanları; yaptıkları kötülükleri, Barış konferansında gayet adi bir olay gibi göstererek, bu durumu birkaç çetenin hareketi olarak anlatarak, hakkınızı yemiştir. Bu kötülükleri, gerçekleri Osmanlı basını ile ilan etmeli; ve İhtilaf devletlerine kanıtlayacak araçlara başvurmalısınız(4)."
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
DİPNOTLAR:
1) Dr. Tansel, Salahattin-; "Mondros'tan Mudanya'ya Kadar", Başbakanlık Matbaası, 1973, c.2, s. 181.
2) A.g.e., s. 181.
3) A.g.e., s. 195.
4) "İzmir, Ayvalık ve Aydın çevresinin Yunanlılar tarafından işgali ve Yunan mezalimi hakkında Mukamatı Askeriyeden Mevrud Raporları Havi İkinci Kitap", s. 35-36, 11. Tümen Asker Alma Kalem Reisi Albay Tevfik'in 20 Temmuz 1919 tarihli raporu.
TETKİK HEYETİNİN RAPORU
Uluslararası Tahkik Heyeti raporlarında, Aydın ve çevresindeki Yunan mezalimi gayet açık olarak şöyle belirtmiştir:
"Madde 32. ... Alevler içinde kalan mahalleden kaçmaya çalışan kadın erkek, çocuk, Türklerin büyük bir kısmı mahalleyi şehrin kuzey kısmına bağlayan bütün yolları tutan Yunan askerleri tarafından sebepsiz olarak öldürmüşlerdir.
Yunanlılar 29'u 30'a bağlayan gece bir çok cinayetler işledikten sonra şehri terk etmişlerdir. Yunan kıtalarının geri çekilişlerinde onlarla beraber kaçmak isteyen Yunan sivillerinin büyük bir kısmına komutanlık tarafından mani olunmuştur.
Madde 35. 29 Haziran-4 Temmuz arasında meydana gelen yangınlar Aydın şehrinin 2/3'sini tahrip etmiştir. Yanmamış olan evler ise tahrip edilmişlerdir.
Madde 40. Aydın Vilayeti'nin Yunan kuvvetleri tarafından işgali, mahsul ve mülk bakımından büyük maddi hasarlar yaratmıştır.
Birincisi: Tahmini imkansız olan, yapılan yağmalardan, hırsızlıklardan ve hayvanların öldürülmesinden ileri gelmektedir. Bu hayvanların bir kısmı, Yunan kıtalarının iaşesi için kullanılmıştır...
Daha önemli kayıplar ise, Aydın şehrinin ev ve kasabalarının yakılması yüzünden meydana gelmiştir. Aydın'ın yakılması yaklaşık olarak 8 milyon sterlinlik bir hasar meydana getirmiştir. Fasulye, pancar ve incir kayıpları ise 1.2 milyon sterlin olarak tahmin edilebilir(1)."
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
DİPNOT:
1) Türk İstiklal Harbi, s. 361
YUNANLILAR GERİ ÇEKİLİRKEN ORTA ANADOLU'DA YUNAN MEZALİMİ
Yunanlılar, Sakarya Savaşı'nda yenilip geri çekilirlerken, o zamana kadar yaptıklarından çok daha fazla katliam, ırza tecavüz, gasp ve yağma yapmışlardır. Bu saldırılar en yüksek komutanın emri ile yapılmış, özel ekipler yanlarında getirdikleri yanıcı maddelerle evleri ateşe vermişlerdir. Okul, cami gibi taş binalar dinamitle havaya uçurulmuştur.
ABD Yakındoğu Yardım Komitesi Türkiye üyeleri olan Mis Allain ve Mis Blines der Near, Yunanlıların geri çekilmesinden sonra facia bölgeleri Demirci, Mülk, Oğlakçı, Babadat, Koçaş, Hamam Karahisar, Karaağaç, Gecik köylerine giderek yapılan zulümleri, yakılıp yıkılan evleri, ırzlarına geçilen kadınları, yaralananları, öldürülenleri yerinde görerek durumu ülkelerine bildirmişlerdir.
Yapılan incelemelerden ve dinlenen köylülerden öğrenildiğine göre Yunanlılar üst makamlardan aldıkları emirlerle köyleri yakmışlardır. Yunan müfrezelerinin üzerlerinde evlerin yakılması için önceden hazırlanmış şişeler ve kaplar içinde yanıcı maddeler bulundurmaları, taş binaları dinamitle havaya uçurmaları bunu göstermektedir.
Yunanlılar er A. Acryoti ile Golizakis Emanuel, 15 Eylül 1921'de Polatlı'da alınan ifadelerinde "Komutanları Prens Andrea'nin geçtikleri köyleri yakmalarını emrettiğini" söylemişlerdir(31).
Yunanlı er Yuvan Lefter Dages, 4 Ocak 1922'de Akşehir'de alınan ifadesinde, "Sakarya'dan geri çekildiğimiz zaman tüm köylerin yakılması için Başkomutanlıktan emir verilmiştir. Bu emir üzerine 3'ncü ve 10'ncu Tümenlerden köylerin yakılması için müfrezeler ayrılmıştır(32)" demiştir.
Sivrihisar'ın Yarma Köyü bu şekilde yakılmıştır. Askerlerin zulmünü durdurması için köylülerin başvurduğu Yunan subayı; "Biz Kralımızdan aldığımız emri yapıyoruz. Canımızı kurtarırsanız yanınıza kar kalır(33)" demiştir.
Sivrihisar'ın "Halil Bağı" ve "Karkın" köyleri, Kral Konstantin'in kardeşi Prens Andrea'nın emriyle yakılmıştır.
Prens Andrea, 60 hanelik Karkın Köyü'ne birlikleri ile 14 Eylül 1921'de gelerek 3 gün kalmıştır. Prens askerlerin yaptığı yağmaya, soygun ve ırza tecavüz olaylarına ses çıkarmamıştır. Prens köyden ayrılırken Yunan askerleri köye dağılarak yanmayan evleri, ahırları ve samanlıkları ateşe vermiş, camiyi dinamitle yıkmışlardır(34).
Batı Cephesi Komutanlığı, Yunan mezalimini şöyle anlatmaktadır:
"Yunanlıların İzmir'e girdiklerinden beri yaptıkları zulümler, tarihte şimdiye kadar yazılanların hepsini geçmiştir.
Yunan askerleri 8 yaşındaki kızlara, 70 yaşındaki kadınlara tecavüz ettiler. Hiçbir askeri lüzum olmadığı halde birçok köyleri yaktılar.
Kundaktaki bebekten en yaşlısına kadar bir köyün halkı evlere kapatılarak diri diri yakıldılar... İslam'ın kutsal kitabı Kur'an yırtılarak Türk köylülerinin gözlerinin önünde en çirkin şekilde kullanıldı.
Bu zulümler, Yunan askerlerine katılan yerli Rumlarla birlikte yapıldı. Yunan komutanları bu işkence ve zulümlerin yapılması için emir verdiler.
Yunanlılar tarafından "İntikam Tümeni" adı verilen 2'nci Yunan Tümeni yangın ve tahrip güçleriyle donatılmıştı.
Yunan işgali altında bulunan ve henüz kurtaramadığımız köylerde neler yapıldığını bilmiyoruz(35)."
Yunanlıların Orta Anadolu'da yaptıkları mezalimin bazıları şöyledir:
Yakılan Kasaba ve Köyler:
a. Mihalıççık, Emirdağ, Haymana, Eskişehir merkez ve Sivrihisar ilçelerinde 1 kasaba ve 90 köy tamamen, 2 kasaba ve 77 köy kısmen yakılmıştır.
b. Mihalıççık İlçesi en çok zulme uğrayanlardandır. Burada toplam 1.596 ev yakılmıştır. Zengin bir kasaba olan Mihalıççık'ta 298 ev, 3 cami, 4 okul, 1 hamam, PTT binası, Hükümet konağı, 100 dükkan, 11 han, 5 kahve yakılarak taş taş üstünde bırakılmamıştır.
c. Haymana'nın 120 haneli Şeyh Ahmetli (Karyeoğlu) Köyü içindeki insanlarla birlikte yakılmıştır. Yunanlılar halkı binalara doldurup, kapı ve pencereleri kapadıktan sonra içindekileri diri diri yakmışlardır. Harabe haline gelen bu köyde simsiyah cesetler, pencere parmaklıklarına yapışmış yanık eller, bilezikli kadın kolları görülmüştür(36).
Öldürme Olayları:
Yunanlılar, hemen her köyden birçok insanı öldürmüşlerdir. Özellikle evlerin yağması sırasında parasını vermemekte direnenleri veya para sakladığını sandıkları kişileri süngüleyerek, ateşe atarak öldürmüşlerdir. Örneğin, Mercan Köyü'nden Kaymakçıoğlu Ali'yi parası için döven beş Yunan askeri, istedikleri parayı alamayınca onu ateşe atarak yakmışlardır.
Yunanlılar, tecavüzden ırzlarını korumak isteyen kadınları veya bunları kurtarmak isteyenleri öldürmüşlerdir. Örneğin, Yunan erlerinin tecavüzlerine karşı direnen Koçaş Köyü'nden İbrahim eşi Fatma'yı kucağındaki yavrusu ile birlikte ateşe atmışlardır. Sivrihisar'ın Gecik Köyü'nden Molla İbrahim kızı Cennet, Yunan askerlerine karşı namusunu korumakta direndiği için kurşunlanarak öldürülmüştür.
150 haneli Beylikahır Köyü'nden sürgün edilenlerden 650 kişinin ne olduğu belli değildir.
Yunanlılar tarafından tamamen boşaltılan Mihalıççık İlçesi'nin Balıklı, Adahisar ve Akköprü köylülerinin akıbetleri hakkında hiçbir bilgi elde edilememiştir.
Haymana, Sivrihisar ve Eskişehir merkez ilçelerinden kimlikleri belirlenen 83 erkek, 13 kadın öldürülmüştür. Aynı yerlerden kılavuz çoban veya arabacı olarak götürülen 155 erkek ve 8 kadından haber alınamamıştır. Bunların öldürüldüğü sanılmaktadır(37).
Irza Geçme Olayları:
Yunanlılar köyleri yakar, köylüleri soyarken kadınlara da en iğrenç şekilde saldırmışlardır. 8 yaşındaki kız çocukları, 60 yaşındaki ak saçlı nineler bile Yunan tecavüzünden kurtulamamıştır.
Yunanlılar bir taraftan evleri yakarken bir taraftan da köylerin kadınlarını ve genç kızlarını toplayarak kocalarının, ana ve babalarının gözü önünde tecavüz etmişlerdir. Bazı köylerden genç kadın ve kızlara beşer, onar kişilik kafileler halinde tecavüz etmişlerdir. Camilere veya medreselere sığının kadınlar da bu saldırılardan kurtulamamışlardır. Bazı köyler, kadınlarını köyden uzak yaylalara götürüp saklayarak bu saldırılardan kurtulmuşlardır. Geri çekilme sırasında Türk askerinin takibinden kurtulmak için acele ettiklerinden kadınlara tecavüz imkanı bulamamışlardır(38).
Gasplar:
Yapılan incelemelerde her köyün zararı ve gasp edilen şeyler listeler halinde belirtilmiştir.
Haymana, Mihalıççık, Sivrihisar ve Eskişehir merkez ilçelerinde Yunanlılar, 211 569 davar, 37 242 sığın, 4 261 at ve 3 975 eşek gasp etmişlerdir.
Aynı ilçelerden 56.267.685 okka un, ekmek veya buğday; 9.033.159 okka arpa; 295.800 okka mısır ve 75.631 okka tereyağı, 121.084 okka peynir almışlardır(39).
Yunanlılar, sadece Ege ve Orta Anadolu'da değil, İzmit, Adapazarı, Sapanca, Marmara Denizi güney bölgesi ve Karadeniz kıyılarında da benzer zulümler yapmışlardır.
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
DİPNOTLAR
1) "Les Atrocites Greques En Asie-Mineure"; Hüsnü Tabiat Matbaası, 1922, Kısım 1, s. 10-11.
2) "Orta Anadolu'da Yunan Mezalimi", Garp Cephesi 2'nci Şube Yayınlarından, Orhaniye Matbaası, Kısım 3, s. 95.
3) A.g.e., 2. Kısım, s. 10-18.
4) A.g.e., 3. Kısım, s. 23-29.
5) "Atrocites Greques En Asie-Mineure", s. 3-5.
6) Orta Anadolu'da Yunan Mezalimi; 1. Kitap, s. 43-44.
7) A.g.e., 1., 2. ve 3. Ciltlerden özet.
8) A.g.e., 1., 2. ve 3. Ciltlerden özet.
9) A.g.e., 1., 2. ve 3. Ciltlerden özet |
___________________________________ . Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! Mustafa Kemal ATATÜRK |